Etiket Arşivi: 'kabul'

Mücadele

Mücadele bu kadar zor olmamalıydı aslında.

Mücadeleyi kolay yapan, ya da mücadele ederken insana güç veren bir şeyler var bence bende olmayan.

Başarı duygusu, emeğin karşılığı, bir yerlere ulaşıyor olma hissi, güleryüz, mutluluk vb. durumlar.

Bunlar olmadan mücadele etmeyi denesenize bir. Peki bunlar kendi kendine mi kayboldu ya da hastalık olduğu için mi yok? Kesinlikle hayır. Hastalık olduğu halde edilmiş onca mücadele var. Ama alınamamış onca sonuç da var. Hayal kırıklıkları en büyük etken bence. Belki hastalıktan da öte.

Sonrası kısır döngü.

Şimdi yine mücadele ediyorum. En büyüğü de sabah-akşam mücadelesi. Zaman mücadelesi. Garip ama gerçek. Hayatta kalma mücadelesi de var ama hayatta kalırken acı çekmeme mücadelesi daha büyük bende.

Başarıların ödül yerine ceza bulması, sisteme adapte olmanın en büyük zorluğu olsa gerek. Zaten sisteme adapte olmakta zorlandığın anda sana konulacak bir tanı elbette bulunuyor.

Ben başarısız olduğumu kabul ettim. Sevdiğim insanın başarılı olduğunu da kabul ettim. Bu nedenle sevilmeyeceğimi de kabul ettim. Bu durumda problemi nasıl çözüyorsunuz. Çözüm basit duruyor zira basit olsaydı bu problem de var olmayacaktı.

“Sevgi mi kaldı?” diye sordu bir arkadaşım. Evet durum normal insanlar açısından gerçekten bu şekildeydi. “Sevgi mi kaldı?” diye sormak vardı ve bu soru gerçekten çok basitti. Çünkü normal insanlar için “Sevgi” bile zamanla geçen bir gerçekti. Onun bile bir zamanı, bir ömrü vardı. Herkes için ömrü olan bu olgu, şayet senin için sonsuz ömre sahipse, kısır bir döngüdeyse, gidip gidip gelen ama sonsuza kadar sürecek bir şeyse vay haline. Anlaşılması imkansız, sürekli eleştirilen, kızılan, komik bulunan bir adam olma ihtimalin vardı. Daha da fenası, sana gülecek olan kişinin, bir zamanlar sevdiğin ve seni seven kişi olabilme ihtimaliydi.

Sen anlaşılsan da anlaşılmasan da, sevdiğin de dahil tüm insanlık bir şekilde hayatına devam ederken sen burada bu yazıyı yazıyor oluyorsun. Yine insanların tepkisi, madem üzülüyorsun niye yazıyorsun olacaktı. Oldu, bitti.

Zor Günler

Ne demiş özgüvenli kız?

Kötü zamanlarında bile güçlü görüneceksin. İnsanlara belli etmeyeceksin, cartsın, curtsun.

Neye yarıyor bu? Yapmadım mı sanıyorsun? Biz neler yaptık da sana anlatamayız çünkü yaşamadın.

Sen 10-15 sene durmaksızın devam eden bir şeye karşı dirensene? Güçlü görünsene. 3 gün görün, 5 gün görün, 10 gün görün hava at. Herkes güçlü sandı seni evet. Ne oldu peki? Zayıflığını gizledin güçlü göründün ne oldu? Aslında zayıf olmana rağmen herkes seni güçlü sandı. Peki bu herkes kim? Sana gram faydası olmayacak kişiler. Sen güçlü görününce bu herkes ne yaptı? Seni aradı, senden yardım istedi, sana akıl danıştı, senden para istedi, senden medet umdu, falan filan. Hatta seni kıskandı, sana imrendi. E ne olacak şimdi? Güçlü değildin ki sen sadece rol bastın. Yaptım cicim yaptım. Ben hiçbir şeyim yokken, hiçbir şeye sahip değilken neler yaptım bir bilsen. Bunu sana yaklaşmamdan anlamalıydın zaten. O kadar güçlü, varlıklı, paraya, pula sahip adam, doğal olarak özgüvene sahipken sana yanaşırken, ben bunların hiçbirine sahip olmadan özgüvenle yaklaştım sana. Anladın mı? Anlamadın, anlamazsın.

Şimdi zor günlerim geçiyor. Sadece sövüyorum. Bağırıyorum, çağırıyorum, isyan ediyorum. Zayıflığımı da acımı da herkese gösteriyorum. O senin dediğini uygulayan herkese. Asla zayıf görünmeyenlere, zayıflığı senin gibi ayıp bellemişlere. Görün ulan. Sizin yapamadığını yapıyorum işte. Asıl eziklik zayıfken güçlü görünmek. Zayıfım diyememek. Ben derim arkadaş. Sizin rol dünyanızda benim yerim yok. Beni zaten almadılar o dünyaya kabul etmediler. Sen kime neyi anlatıyorsun. İlla parasız pulsuz mu kalmanız lazım bir şeyleri anlamanız için? Unvansız, rütbesiz mi kalmanız lazım. “Hanım” takınızı çok uzaklara mı göndermek lazım. Aylarca, yıllarca hayallerinin mi yıkılması lazım. Tam bu sefer olmuşken dediğinde yine sessizlik içinde mi kalman lazım? Yardım istediğin adamların seni kullanmaları mı lazım? Ne lazım anlamıyorum ki. Anlamayın lan, anlamayın. Beni anlamak size en büyük cehennem azabı çünkü.

Ben artık yokum. Hiçbir yerde yokum. Neden yokum biliyor musunuz? Çünkü yarın sabah erkenden işim yok ve gece erken yatmam gerekmiyor. İşim olmadığı için yokum. Yarınım olmadığı için yokum. Siz kurtarın memleketi ben yokum.

Sizin hiç eliniz yandı mı?

Yanmıştır elbet. Yanmıştır. Siz acıyı hissedene dek, hayatta kalma içgüdünüz daha beyniniz devreye girmeden elinizi o ateşten de çekmiştir.

Peki eliniz yandığı halde ateşten çekemediğiniz oldu mu hiç? Hayal edemediniz.

Beni de diri diri yakmadılar haklısınız. Ama hissetmişimdir çok. Geçmeyen acıyı bilir misiniz. Diri diri yanmak budur. Dışarıdan bakıldığında kimse görmez yandığınız ateşi. Ama siz için için diri diri yanıyorsunuzdur. Kaçamıyorsunuzdur da. Koşsanız, arkanızı dönseniz, gözlerinizi kapatsanız ya da işkenceye düşmüşçesine iyi şeyler hayal etseniz. Kendi kendinize teknikler geliştirirsiniz ama neye yarar. Hiçbir işe yaramaz. Yanarsınız sadece. Bir bıçak gibi düşünebilirsiniz. Saplanmış ve içinizde çevrilen bir bıçak. Sonra birileri karşınıza geçer ve size hayatın güzelliklerinden bahseder. Görünmeyen bir bıçak içinizde çevrildiği için acı çekiyor ve mutsuzsunuzdur. Sonra o karşınızdaki akıllı, görmediği bıçak yüzünden sizi suçlar. Sahip olduklarınızı hatırlatır ve sizi bencillikle, şımarıklıkla, yalancılıkla suçlar. Sonra da gidip kendine hayatın güzelliklerini hisseden birini arar bulur.

Anlatamazsınız, hiçbir zaman hiçkimseye anlatamazsınız. Allah size böyle bir hastalığı layık görmüştür. Yani sizin o şirin mi şirin allah inancınız bunu yapmıştır. Veya dininiz bana böyle bir sınavı emretmiştir. Ben bu sınavı geçiyorum? Öteki zengin pici de köpük party sınavını geçiyor. Tuzu kuruların cahil cuhala fakirleri bastırma sanatına din diyoruz. Tuzum kurusun, söz benim de iki lafımdan biri allah kitap olacak. Fakire de gidip senin sınavın buymuş bebişim dicem. Vicdanınıza sokayım.

Babasından aldığı parayla gençliğini doyasıya yaşamış, sonrasında kalan mirasla güzel bir kadınla evlenip lüks bir hayata kavuşmuş adamın baba sevgisini kim inkar edebilir ki. Sevginin ucunun paraya dayanması ne acı değil mi? Ama kime kabul ettireceksiniz. Anasız babasız adam tribe girmek istediği zaman anasızlık babasızlık tribine çok rahat girer. Köpük party esnasında anımsayacağını sanmıyorum. Köpük party de dilime takıldı bu ara nedense. İşe yaramayan ana-baba nın anlamı nedir? Çocukluğunu piç eden, gençliğini sikip atan, orta yaşına sokan ve ileriki yaşlarında olmayacak ana babadan söz ediyoruz. Sen hayattasın diye vicdanını rahatlatan ana babadan. Eşe dosta senin hakkında her zaman güzel şeyler söyleyen, evdeki olumsuzluklardan gram bahsetmeyen ana babadan. Eş dost da senin neden başarısız olduğuna anlam veremiyor zira herkes seni başarılı sanıyor zaten. Mesela anan baban senin para kazandığına inandırıyor kendini. Ana baba da olsa vicdan rahatlatmak için çok güzel yöntemleri var. Şimdi benim anam babam ölse ne olacak. Söyleyim. Onlar kurtulacak, ben devam edeceğim. Benim baba olma hakkımı elimden alanlar ölse ne olacak? Yaşadıklarının kıymetini mi bileyim şimdi? Biz yıllarca para için sevmedik anamızı babamızı hata ettik. Herkesin yaptığını yapmalıymışız. Çünkü gerçekten paradan başka bana verecekleri hiçbir şey yokmuş. Verdiklerini de keşke vermeselermiş. Eminim çok daha başarılı olurdum ve onları çok daha fazla seviyor olurdum. Tanıdığım en başarısız insanım. Kendimden çok daha mal onlarca insan tanımama rağmen, benden daha başarısız kimseyi tanımıyorum. Çok garip.

Bana evlenme ve çocuk yapma tavsiyesi veren ezikler var bir de. Bi de mesela her akşam içtiğimi duyunca içme diyenler var. Eve git dışarda gezme diyenler falan var. Olamadık şöyle basit bir insan. Allah bana böyle basit bir hayat nasip etmedi. Her şeyi deneyimlemek zorunda kaldım. Nasıl mutlu olayım?

Kimisi Range Rover deneyimliyor, kimisi de bizim gibi çocuk yaşta murat 131 iteklemeyi.

Herkesin her şeyinin yalan olduğunu deneyimliyorsun. İyi kalp dediğinin nefse yenik düşüşünü deneyimliyorsun. En güvendiğinin sırtından vuruşunu, sevgine karşılık it muamelesini deneyimliyorsun.

Hayatta haklı olanın değil, güçlü olanın kazanışını deneyimliyorsun. Ve sağlam bir kafan olmadığı için 32 yaşında hala bunlara isyan ediyorsun.

Allahtan kendime şifa diliyorum. Tez zamanda bozulmayı, pisliğin teki olmayı, yalan söyleyebilmeyi, insanları kişisel çıkarlarım için kullanabilmeyi, arkamdan kötü sözler söyletmeyi, para için dinini imanını allahını kitabını anasını bacısını satan bir insan olabilmeyi, yani kısacası sağlık diliyorum.

Belki prim yapmaya başlayabilirim.

 

Not: Bu yazıyı okuyup, abi haklısın deyip, 2000 TL’ye sattığım şeye 150 TL pazarlık atacaksın. Hadi bi siktir git.

 

Sonraki sayfa »



ankara escort izmir escort antalya escort eskişehir escort escort ankara