Android Optimizasyon & Modifikasyon

Selamlar,

Bugün sizlere geçenlerde telefonumda yaptığım ufak bir modifikasyon işleminden bahsetmek istiyorum.

Hayatımın her alanında verimlilik ön planda olduğundan ki bugüne kadar yaptığım tüm işlerin de verimlilik üzerine olmasının etkisi olarak kullandığım telefonlarda da her zaman verimliliği ön plana almışımdır.

Belki haberiniz vardır belki yoktur, cep telefonlarında baz istasyonlarının desteklediği ölçüde VoLTE ve Wifi Araması diye bir özellik mevcut. Bu özellik özellikle servis sağlayıcılar için kurtarıcı niteliktedir. Zira telefonunuzu bu şekilde kullandığınızda şebekeye bindirdiğiniz yük sadece veri transferinden ibarettir. Yani VOIP teknolojisi ile entegre edilmiş bu sistemin sadece internet trafiği kullandığını düşünürsek yaptığınız normal aramanın Whatsapp aramasından bir farkı olmamaktadır.

Geçenlerde düşünürken, madem böyle bir özellik var ve kullanmaya başladım, neden hücresel sinyal kullanayım diye düşündüm. Bu durumun bana 2 tane başlıca avantajı olacaktı. Birisi batarya tüketimi, diğeri ise sağlık. Telefonun baz istasyonu ile birlikte wifi ağına bağlı olmasındansa sadece wifi ağında olması çok daha sağlıklı bir durum olacaktı. Ki zaten kişisel tecrübelerime dayanarak, şebeke ile bağlantı halinde bir telefonun, evdeki router a bağlı olan telefondan daha fazla zararı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca üçüncü bir avantajdan daha basedebilirim, bu da hız ve ses kalitesi. Veri temelli telefon görüşmesi, ses temelli görüşmeye nazaran oldukça kaliteli olmaktadır. Ayrıca bağlanma ve çalma süresi gibi durumlarda da büyük düşüş gözlenmektedir. Yine aynı şekilde, acil durumlarda, deprem vs. bu şekil kullanım şebekeleri binen yükü fazlaca azaltacaktır. Ek olarak bu sistemler SMS i de desteklemektedir.

Sonuç olarak telefonu uçak moduna alıp testlerimi tamamladım. Her şey sorunsuzdu. Şimdi sıra ikinci aşamaya geldi ve olayım başladı. Otomatizasyon. Her seferinde uçak modu ile uğraşamazdım. Çünkü WiFi ortamında uçak moduna aldığım telefon, kapıdan çıktığımda beni ulaşılamaz hale getirecekti. Bu işi otomatiğe dökmeliydim. Ayrıca telefonu uçak moduna aldığımda elzem olan wifi ve bluetooth servislerinin kapanması da işimi uzatıyordu.

Birçok yazılım denedikten sonra, her birinde muhakkak bir eksik buldum. Tam çalıştı dediğim yazılım bile farklı senaryolarda farklı sonuçlar getirmekteydi. Sonuç olarak bu işi en iyi yapan yazılımın Macro Droid olduğunu tespit ettim.

Uzun uzadıya makro nedir, bu yazılım nasıl kullanılır anlatmayacağım. Fakat yazılımı kullanırken karşılaşacağınız sorunlardan ve çözümlerden bahsedeceğim. Makroyu yazarken neyi nasıl yapacağınızı ve hangi sıralamayı hangi şartlarda izleyeceğinizi üzerine biraz kafa yorarak bulabilirsiniz. Ardından Android 10 için konuşuyorum şöyle bir sorun yaşayacaksınız;

Her ne kadar uçak modu aktif edildiğinde wifi ve blutooth kapanmasın ile uğraşsanız da bir şekilde kapanacak. Bu sorunun çözümü için Android shell kanadını bir ziyaret etmeniz gerekiyor. Adb shell ile ilgili bilgileri ve nasıl erişeceğinizi arama sonucu bulabilirsiniz. Yine aynı şekilde, uçak modu aktif edildiğinde veya kapatıldığında, hangi servislerin bu durumdan etkilenip etkilenmeyeceğine “root” erişimine gerek duymadan karar verebilirsiniz. Neyse ki Android bu duruma adb üzerinden müsade etmekte.

Ardından uçak modu açıldığında bluetooth ve wifi, hatta ihtiyacınız varsa NFC vb. servislerin açık kalmasını sağlayabilirsiniz.

Peki gelelim diğer duruma, wifi ortamından çıktığımda ne olacak? Yine aynı şekilde wifi koptuğunda uçak modunun deaktif edilmesi ile ilgili makro yazabilirsiniz.

Peki gelelim uç bir senaryoya, ki başıma gelmeden aklıma gelmemişti.

Ofistesiniz wificall bağlı uçak modundasınız her şey yolunda. Telefon geldi. Açıp konuşmaya başladınız. Bu esnada yürümeye başladınız ve dışar çıktınız. Evet tahminleri alalım :) Wifi alanından çıktınız ve ne oldu? Hop karşıdaki kişinin suratına kapandı :D Karşıdakinin önemli bir iş görüşmesi yaptığınız kişi olduğunu geçtim, kız arkadaşınızsa vay halinize :D Muhtemelen alacağınız tepki şu olur :

“Neden sen de herkes gibi normal şekilde kullanmıyorsun?” Konuyu dağıtmamak için “Madalyonun arka yüzü” konusuna girmeyeyim. Bu kadar taş yeter :)

Peki bu durumun yaşanmaması ve ilişkinizin zarar almaması için ne yapmalı? Makroya şöyle bir şey söylenmeli : Makro kardeş, eğer bir arama başlarsa, bunu ben de yapsam karşıdan da gelse, o esnada direk uçak modunu kapat. Ben konuşurken her iki sistem de aktif olsun. Ne zaman ki konuşma biter, sen uçak modunu geri aç, geri aç ama eğer wifi bağlanmışsa geri aç, yoksa açma. Hani telefon cebimde dışarı çıktığımda olan gibi… Çünkü yazacağınız yanlış makro, dışardayken arama aldığınızda kapattıktan sonra olacakları da etkileyecektir. Evet kafalar pırıl pırı oldu mu? Bence oldu.

Sonuca gelecek olursak, artık telefonla aynı odada uyurken biliyorum ki daha az radyasyona maruz kalıyorum. Kanımdaki mikrodalga etkisi daha düşük. Bunu telefona yakın yatıp test etmedim :) Onun dışında özellikle eski telefonlarda veya 3G şebekesini tercih etmek zorunda kalan kullanıcılar için büyük şarj avantajı getireceğini düşünüyorum. 4G şebekelerde zaten şarj tüketimi oldukça düşük olduğundan farkı gözlemlemem zor oldu. Ki zaten Samsung telefonlarda genelde tüketim düşüktür, hali hazırda 7000mah bataryalı bir telefon tercih ettiğimden bunu anlamam kolay olmadı fakat sizlerin daha net gözlemleyebileceğinizi düşünüyorum.

Ben şimdilik memnunum. Konuya önem veren benim gibi optimizasyon aşığı arkadaşlarım veya sağlığa önem veren arkadaşlarım bu yöntemi değerlendirebilirler. Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi döneminde sağlığa verilen önem de artmışken, bu yöntemi kullanmak isteyenlerin olacağını düşünüyorum.

Sorularınız olursa buradan veya LinkedIN üzerinden ulaşabilirsiniz.

Herkese sorunsuz günler dilerim.

Petcim Sunucu Optimizasyon Çalışması

Merhabalar.

Yakın zamanda yine bir vaka çözümü gerçekleştirdim. Sizlerle de durumu paylaşmak isterim.

Müşterim internet üzerindeki bir forumdaki bir yorumum aracılığı ile beni farketmiş. Daha sonra bloglarımdan birine ulaşıp, ardından da kurumsal siteme ulaşmış. Oradan da mail yolu ile bana ulaştı ve Skype üzerinden görüşmelerimize başladık. Bunu anlatmamın amacı SEO’nun önemidir ki benim de yapmam gereken oldukça fazla şey var.

Müşterimin sorunu şu şekildeydi;

Sitesinin daha önceden farklı bir firmanın hosting paketinde yer aldığını, fakat sitesi meşhur olunca kaynakların yetersiz gelmesinden ötürü sitesini kendi sunucusuna taşıdığını ardından da sorunlar yaşamaya başladığını belirtti. Tarafıma başvurduğunda sitesi neredeyse açılmayacak durumdaydı. Sitesindeki online kullanıcı sayısı 300 dolaylarına geldiğinde site yanıt vermeyi kesiyordu. Kurumsal bir site olduğundan ve site üyelerinin ücretli üyeler olmasından ötürü müşterim oldukça mağdur durumdaydı. Son 15 günde büyük ölçüde müşteri kaybettiğinden ve zarara uğradığından bahsetti.

Hızlıca çalışmaya koyuldum.

Öncelikle sitenin sql optimizasyonu çok kötü durumdaydı. Site özel kodlanmıştı. Her bir kullanıcının yarattığı sql sorgusu makineyi oldukça zorluyordu. Keza web servisine de yanıt verecek güç kalmıyordu. Normal şartlar altında bu sitenin barınabilmesi için gereken sunucu kaynağı, müşterinin sahip olduğu sunucunun 10 katı civarıydı. Kendisine gerekli açıklamaları yaptım ve işlemlere başladım.

SQL Optimizasyonu

Web Server Optimizasyonu

Sunucu Optimizasyonu

Network Optimizasyonu

PHP Optimizasyonu

Gereken yazılım ve modül kurulumları

Tüm log, verbose vb. kayıtların oluşturulup hataların tek tek raporlanması ve düzeltilmesi.

Mevcut cache yapısındaki hataların tespiti ve düzeltilmesi amaçlı bilgi verilmesi

vb. çalışmalar neticesinde,

Anlık 300 kişide yanıt vermeyi kesen site, şu anda anlık 1000+ rakamları hiçbir tıkanma olmadan görmektedir.

Müşterim durumdan gayet memnun olmakla birlikte, geçen 15 günde zarara uğrayan tüm müşterilerin zararlarını ödemeye karar vermiştir. Kendisini de bu yaklaşımından ötürü kutluyorum ve gelecekte çok daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum.

Sonuç olarak evcil hayvan konusundaki tüm ihtiyaçlarınız için gönül rahatlığı ile Petcim adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sorunsuz günler dilerim.

 

 

 

 

Huawei Access Point Fit to Fat

Merhaba.

Bugün sizlere hakkında internette Türkçe içerik pek olmayan, ihtiyacınız olduğunda ilk etapta konuyla ilgili pek fikriniz olmadığını tahmin ettiğim bir konuda bilgi vermek istedim.

Sözü fazla uzatmadan konuya girelim.

Nedir bu fit to fat kavramı?

Normal şartlar altında üreticiler kurumsal Access Point ürünlerini, Access Control ürünleri ile birlikte çalışacak şekilde üretmektedirler. Bu sayede AC tüm AP leri tek noktadan yönetmenizi sağlar. Aynı zamanda Mesh teknolojisi gibi kavramlar için tüm cihazların birbirleri ile haberleşmelerini yönetecek bir komuta merkezine ihtiyaçları olacaktır.

Bazı durumlarda, kullanım senaryonuz doğrultusunda, AC olmadan AP cihazlarını çalıştırmanız gerekebilir. AC cihazının fiyatını da düşündüğümüzde bu tür senaryolara çokça rastlanmaktadır.

Huawei markası, AC ile çalışacak cihazlarının modunu Fit, bağımsız çalışacak cihazların çalışma modunu ise Fat olarak isimlendirmiştir. Cihazların default olarak Fit mode’da geldiğini düşünürsek, elinizde bir AC olmadan AP’yi kullanabilmeniz için, cihazı Fat moduna almak zorundasınız. Fakat bu iş sektör dışı birçok insanın yaptığınızı zannettiği, “Ne var canım alt tarafı iki yere tıklıyorsun” şeklinde olmuyor. Düşük maaş aldığınızı düşünüyorsanız muhtemel sebebi bu da olabilir :)

blank

Elimize geçen Huawei 5130DN modelini incelemeye alıyoruz.

Cihazı ilk etapta networke dahil ettiğinizde, Fit mode da olduğundan mevcut networkünüzdeki DHCP servisinden IP alacaktır. Siz de bu yazıyı okumadan önce, yılların networkçüsü olarak, cihazın IP sini tespit ettikten sonra (bunu yapamayanlar da var), bir tarayıcı penceresi açıp, cihazın IP sini yazıp, kahvenizden bir yudum alıp Enter a basmış ve ardından bu yazıya ulaşmış olabilirsiniz. İlk etapta aklınıza acaba portu mu farklı gibi cingöz durumlar da gelmiş olabilir tabi. Bir de benim en sevdiğim cihaz bozuk deyip kaldırıp atanlar var. Espirileri uzatıp makalemizi hiç etmeden önce, gelelim teknik açıklamalarımıza.

Cihaz ilk etapta Fit mode da geldiği için bağımsız bir web arayüzüne sahip olmuyor. Bu nedenle cihazın konsoluna ulaşıp cihazı Fat mode’a almamız gerekiyor. Konsol arayüzüne ulaşmanın birkaç yolu var. Cihaz üzerindeki konsol portunu kullanabilirsiniz. Aynı şekilde ethernet kablosu ile direk bilgisayarınıza veya networkunuze dahil edip, cihaza SSH ile bağlanabilirsiniz. Evet işinizi kolaylaştıracak en sevindirici haber bu. Cihazın default login bilgilerini yine üreticiden edinebilirsiniz. “admin” “[email protected]” olma ihtimalini ilk etapta deneyebilirsiniz. Birçok seride bu kombinasyon kullanılmaktadır.

Cihazın CLI arayüzüne eriştikten sonra yapacaklarınızı adım adım yazmadan önce, cihazın Fat Mode yazılımını edinmeniz gerekiyor. Huawei’nin sitesinde cihaz modeli olarak aradığınızda dosyalarına ulaşabileceksiniz. Huawei yazılım indirme işlemi için bir hesap açmanızı ve cihazı register etmenizi isteyebilir. Cihazın mevcut yazılımına uygun olan dosyayı indirmeye özen gösterin. Şimdi geçelim komut satırında yapmanız gereken işlemleri sırayla yazmaya.

Öncelikle “display version” komutu ile cihazın mevcut sürümünü kontrol edin. Bu sürüm doğrultusunda uygun olan dosyayı edinin.

Ardından “system view” arayüzüne giriş yapıyoruz ve cihazın fit to fat mode geçişini hazırlamak için;

“ap-switch-mode prepare” komutunu giriyoruz. Bu işlem cihazı fat mode geçişe hazır hale getirecektir. Zira bu komutu girmeden önce “ap-switch-mode check” komutunu girerseniz, cihazın henüz hazır olmadığını göreceksiniz. prepare komutu sonrası cihaz 1 kez yeniden başlayacaktır. Yeniden giriş yaptıktan sonra “ap-switch-mode check” komutunu girip bu sefer gelen uyarının OK olduğunu gözleyebilrisiniz.

Şimdi sıra edindiğiniz dosyayı bir ftp, sftp veya tftp sunucusuna atmaya geldi. Bu işlemin nasıl olduğunu detaylı anlatmayacağım. Kendi bilgisayarınızı veya benim gibi cep telefonunuzu bu işlem için kullanabilirsiniz. İndirdiğiniz sıkıştırılmış yazılım dosyasından çıkan dosyaları sunucuda veya bilgisayarınızda uygun yere attıktan sonra, komut satırından bu dosyaya ulaşıp işlemi başlatmanız gerekiyor. Bu işlem için komutumuz,

“ap-switch-mode ftp DosyaAdı.bin ftp.sunucu.ip.adresi user pass port” şeklindedir. sftp veya tftp için komut setleri değişir, cli bilginiz ile kontrol edebilirsiniz.

Komutu başlatırken doğru dosya olduğunu kontrol edin zira sizden onay istemeyecek. İşlem direk başlayacak. Klasik elektrik kesmeyin uyarısı eşliğinde işlem devam edecek. Heyecan seviyorsanız elektriği kesebilirsiniz de tabi.

İşlem bitişinde gelen mesajla işlemin olumlu/olumsuz sonuçlandığını görebilirsiniz. Yeniden başlatmak zorunda olduğunuzu söyleyecek ve Y, Enter ardından restart etmesini bekleyeceksiniz.

Bu işlem sonunda cihaz aynı zamanda kendisini sıfırlamış oluyor. Yani artık DHCP üzerinden bir IP istemeyecek statik olarak 169.254.1.1 IP sini alacak. Kendinizi bu subnet e dahil ettikten sonra cihaza artık web arayüzünden erişebilirsiniz.

Hayırlı olsun, bağımsız şekilde çalışacak şekilde yapılandırılmış bir Huawei AP ye sahipsiniz.

Tabi cihazın gerçek kurumsal kimliğinden faydalanmanız için AC kullanmanız gerektiğini tekrar belirteyim.

İyi çalışmalar dilerim.

 

Sonraki sayfa »