Etiket Arşivi: 'Sen Hissetme'

Yaşıyorum, bilmezsin

Yayınlanma 26 Nisan 2008

Merhaba. Uzun zamandır bu hislerle böyle bir yazı yazılmamıştı siteye. Fakat kaç gündür yazim, yazmalıyım diyorum. Kısmet bu güneymiş.

Nerdesin ne yapıyorsun bilmiyorum. Bildiklerim sadece üstün körü şeyler. Gittiğin günü hatırlıyorum. Gittiğim günü de tabi ardımda seni bırakarak. Ben gittiğimde her şey çok farklıydı. Genç yaşta bir kızı seviyordum. Fakat hayat da kollarını boğazıma doluyordu bir yandan. Kimseye anlatamadım derdimi. Kimse anlamamıştı beni. Bir sen anlasan yeterdi. Anlamanı ümit ettim hep. Omzuna yaslanabilmeyi. Başımı saçlarımı okşamanı. Nitekim oldu belki bazıları, fakat her şey yarım kaldı. Yarım bırakan ben miydim? Sanmıyorum sendin. Bana uzun yazılar yazdıran, yaşlar döktüren, belki balata yaktıran belki duvar kırdıran hepsinin bir yerindeydin. Her sonucun bir sebebindeydin. Yalnız değildin fakat en ağır basan oldun hep. Şimdi yıllar geçti, neden hala yazıyorsun diyorsan, yazıyorum çünkü yaşıyorum. Yaşamaktan kopmadığım gibi yazmaktan da kopamıyorum. İnsan hayatta hep güzel bilezikler takamıyor bileğine. Bazen böyle hatalar da oluyor. Sökülüp atılamayan bilezikler sıkıyor bileğini.

Bazen özlüyorum hala. Kaç yıl geçti geçen bu sürede neler oldu kimler nerelere geldi kimler öldü kimler kaldı. Hiçbirini sayacak değilim fakat ben hala aynı yerdeyim onu biliyorum. Hala sevmem doğal o zaman diyorum. Sevmek kötü bir şey değil diye öğretildi hep bize. Öğretilen her şeyin doğru olmadığını sende öğrendim ben. Sevgi neydi? Acı çekmek miydi? Bu soruyu hala soruyorum kendime. Aldığım cevapsa şu oluyor. Sevgide acı vardır. Belki sevgiyi kutsal yapan, bu kadar sevdiren de budur. Ama içindeki acı değil. Acının sonunda yaşanan o mutluluk anıdır. Ya o mutluluk anı imkansıza dönüşmüşse. İşte kafama dayanan silahlardan bana daha çok acı veren bu.

Senden sonra çok belaya bulaştım. Hatta gelen belalara kapıyı açtım. Bu kadar tedaviye rağmen içimdeki o canavarı atamadım hala. Ortalık dağıtmalar içip sapıtmalar, çekildiğinde silah vurmazsan sıkmazsan toptur demeler. Hala devam ediyor bunlar. Daha sıkanı görmek nasip olmadı. Bakalım kaç kere sıçrayan çekirgelerden olacağım. Ama şunu biliyorum. Bu saatten sonra hiçbir şey canımı yakmıyor. Fakat canım eğer yanarsa, şayet canım yanarsa… İşte o zaman inan her şey çok fena olur. Çünkü içimdeki o eserimiz canının yanmasından o kadar mutlu ki. Acı çekmek o kadar çok hoşuma gidiyor ki. Kötü olansa acı çekmekten keyif aldığım gibi manyaklığıma manyaklık ekleniyor. En tehlikelisi de canım acıdıkça daha çok güçleniyor olmamdır. O kadar ki bir güçten bahsediyorum inanman zor. İnsanüstü doğaüstü bir güç bu. Kendimi sıkarak iç organlarımı dışıma çıkaracak kadar. İtekleyerek duvara hasar verecek kadar. Kemiklerimi kıracak ve çıkan seslerden zevk alacak kadar…

Anlatılanlar korkunç farkındayım. Kendimi yerine koyduğum zaman hislerini anlayabiliyorum. Fakat ben sana hiç yalan söylemedim. Hem seninle dertleşiyorum bu kötü değil ki. Kötü bile olsa boşver. Nasıl olsa bu da gönderilmemiş mektuplardan biri. Özlüyorum bazen seni. Geceleri ya da gündüzleri gözlerimi kapadığımda hissediyorum hala. Uykuyu haram ediyor olsan da çok acayip şeyler hissediyorum. İnsan gibi oluyorum. Bana çok uzak çok eski duygularım canlanıyor yine. Senden sonra hiç hissetmediğim duygular geliyor yine. İnan bana senden sonra asla hissetmedim aynı duyguları. Denedim fakat olmadı. Her olmayışında da her umut sonrasında da daha çok nefret ettim. O duygulardan da bana o duyguları yaşatabilecek kızlardan da.

Şimdi ne diyorum biliyor musun. Farklı bir adam oldum çıktım. Kimse fazla yaklaşmıyor yanıma. Bundan memnunum da aslında. Çünkü saçmalıklara hiç tahammülüm kalmadı artık. Özellikle biri yanıma yaklaşıp saçmaladığında saçmaladığını yüzüne öyle bir vuruyorum ki bir daha benimle ancak işi düştüğünde görüşüyor bu insanlar. Dertleşmek için bile iyi bir değilim artık anlayacağın. Kendi dertlerim tavanı vurmuşken, dert+1 e dayanamıyorum. İnsanların dertlerini öyle bir küçümsüyorum ki hele utanıyorlar, benden nefret ediyorlar, belki içlerinden siktir çekip çekip gidiyorlar. Bana uyar çünkü sen bana yalnız yaşamayı da öğrettin. Acı çekerek yaşamayı da öğrettin. Kötü düşünceler kötü hayaller içinde hayatta kalabilmeyi de öğrettin. Yalnız kalmaktan da korkmuyorum artık anlayacağın. Korksaydım yalnız olmazdım zaten sanırım.

Nasıl olduğunu ne yaptığını hala merak ediyorum aslında. Ama icraate dönüştürmüyorum hiçbirini. Biliyorum arkadaşlığımı istemedin. İstemiyorsun. Kabul etmedin. Haklısın. Sakın yanlış anlama kızmıyorum sana. Çünkü bana her şans verdiğinde darmadağan ettim her şeyi. En azından haddimi aştım belki kötüye kullandım arkadaşlığımı sevgimden ötürü… Demek ki burdan ne çıkarıyoruz. Sevmek iyi bir şey değil. Arkadaşlıksa eğer değerli ve önemli olan sevgi bunun katili. Sevmemeliyim seni arkadaş kalabilmek istiyorsam. Arkadaş kalamadığıma göre cevap ortada. O yüzden uzak durmakta haklısın ve uzak dur bana ne olur. Okuma mektupları duyma ölümümü düşünme beni. Kurduğun bu güzel hayatına devam et. Belki kimse bu kadar sevmeyecek seni ama anlıyoruz ki zaten bu kadar sevgi anca zarar veriyor. Ne yapıp ne ettiğini her merak edişimde 2 tane arkadaşımı alıyorum elime. İçiyorum onları biraz su ile ve senin yerini alıyorlar. Böylece kalınan yerden devam ediyorum. Sen mutlu ben… boşver beni. Ben seçimimi zaten yapmışım. Sen mutlu ol da ben nasıl olsa başımın çaresine bakarım. Bu da yalan oldu sanırım. Hayatta kalmaya devam etmekse baktım başımın çaresine fakat hiç sanmıyorum…

Bazen düşünüyorum aceba iyileşiyor muyum, ya da iyileştim mi diye? Olumlu cevaplar alıyorum bazen sen aklıma gelene kadar. Sonra bir düşünce iyileşmediğimi söylüyor. O da şu. Bir gün senden haber alsam, çağırsan beni yanına veya ihtiyacın olduğunu duysam bana. Sanırım elimde kolumda işimde gücümde planlarımda ne var ne yok atarım bir kenara ve koşar gelirim yanına. Aklıma bu düşünce gelmeye devam ettiği sürece hastalığımı kabul ediyorum. Bir gün beni çağırırsan ve gelmezsem iyileşmişim demektir diyorum. Tezim sevgiye dayalı, ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmem ama ben böyle hissediyorum en azından. Yani mümkünse çağırma beni, sorma beni, kendine iyi bak, ihtiyacın olacak son insan ben olim. Kendime kötü de olsa bir hayat kurmaya çalışıyorum. Bir anayı ve bir babayı hayatta tutmaya mutlu etmeye çalışıyorum. En azından onları düşün ve sorma beni. Sorma ki denk gelirsen en psikopat halime alırsın cevabını.

Yazmışım yine bişeler. İlaç saatimde ilacı içmediğim belli oluyordur satırlardan. Ne acı değil mi. Bu yazıları yazabilmenin bile 2 dandik kimyasal maddeye bağlı olduğu ne acı. Bak belki şöyle oluyor. İçerim ilaçları ve oğlum salak mısın ne yazdın yine derim. Aceba ilaçlar mı beni 2 ye bölüyor. Bu ilaçlar işe mi yarıyor? Beni öldürüyor mu? Uyuşturucu bağımlısı oldum ve karşılığında doktorlar zengin oldu? Kime güvenmek lazım. Ben sana güvenim yine. Nasıl olsa yoksun hiçbir yerde.

İçimi döktüm rahatladım biraz. Bir gün bir yerde bu yazıyı okursan okumak için çok geç kaldım diye düşünme. Bu yazı yazıldığında zaten her şey için çok geçtir. Ben sadece tarihi yazıyorum. Geçmişi değiştiremediğim gibi geleceğe de gücüm yetmiyor. İyi lerden bahsediyorum. Kötülükler yaratmakta üstüme yok çünkü. Yazı artık bitir beni diyor. Can çekişiyor. Harfler bağırıp kızarsa bana elimden bir şey gelmez. Onları ben yaratıyor olsam da benim kadar güçlü olabilirler her an. Sana bir tavsiye vermeyeceğim. Hiçbir şey demeyeceğim. Çünkü zaten sen bensiz iyisin. Ben de bensiz iyiyim. Yaşa işte. Yap bişeler. Geleceğini boşver. Anın kıymetini bil. Unutmadan söyleyim. Asker’deki o ana daha yakınım artık. Belki orya gittiğimde ordan da yazarım sana. Nasıl olsa gönderilmemiş mektuplar… Ben yazarım sen okuma. Ben yazim sen bilme. Ben ölim Sen Hissetme. Sen ve sizler, yatağınızda rahat uyuyun, bilin ki sizin için ölen birileri var. Bilin ki kanını harcayan birileri var. Şizofren değilim ama bu son 2 cümle olma adımları gibidir. Hoşçakal. Sevgiler. Cihan.




ankara escort izmir escort antalya escort eskişehir escort escort ankara