Etiket Arşivi: 'GP'

İlk Defa Sabah

Yayınlanma 13 Eylül 2009

Uzun zamandır ilk defa sabah uykumu almış olarak uyandım. Tabi bunun için çabaladım da. Sadece geceleri yaşıyorum uzun süredir. Aslında keyfimden de değil. Yaşadığım hayat böyle olmasını gerektiriyor uzun zamandır. Geçmişten gelen izler ve içinde bulunduğum durumlar. Hepsi birleşince gece hayatı kaçınılmaz oluyor. Gece hayatı ile kasıtın eğlence olmadığı aşikardır sanırım.

Ne zamandır yazamıyorum hiç. Bahane olsun yazayım. Bir pazar günü ve saat 08.53. Yapılacak acil bir iş yok. Dün hiç uyumadım. Hareketli bir gün spor vs. ardından gece 01.30 gibi uyudum. Normal uyku saatim 6-7 olduğundan baya erken bir saat oldu benim için. Uyudum pek verimli bir uyku olmadı. Karmaşık rüyalar, içimdeki sıkıntı ve daralma, bir mutlu bir mutsuz oluşum hem de aynı sebepler için, okulla ilgili, askeriye ile ilgili ruyalar, yarbayla geçen ilginç konuşmalar ve uyanış. Yastık ve vücut şekli değişikliği ve geri uyuyuş. Geçmişe dönüş, geleceğe gidiş, hırsızı yakalama planları, silah doldurma, sıcaklık ve uyanış, hafif terlenmiş, esmiyor ve çok sessiz. Tekrar bir şekil değiştirme ve tekrar uyuyuş. Ders çalışmalar, sınava girmeler, bu sefer uyanışa gerek yok farkındayım yine aynı şey oluyor. Böyle böyle en son tekrar uyandığımda uyku isteğimin kalmadığını farkettim. Hava karanlıktı fakat uyku aktivitesi benim için bitmişti artık. Gerçi başlamış mıydı orasından da emin değilim fakat vücudumun uyku ihtiyacının kalmadığını hissediyordum. Kalktım. Saat 05.30 06.00 suları. Önce biraz evi topladım. Malum bekar evindeyiz bu aralar babam ve oğlum modunda. Sonra teyzemin vize işleri ile ilgili istediği bilgilerin araştırılması ve yazdırılması. Bu sıra güneş doğmaya başladı. Ardından bişeler atıştırdım ve T.V. izlemeye koyuldum. Evdeki 2 televizyon aynı anda bozuldu. Birini tamir ettirdim izliyorum diğerini 2 kez geri götürdüm derken izlediğim T.V. de tekrar bozuldu. Dün de buzdolabının bozulup geri düzeldiğini düşünürsek bu iş sinir bozucu olmaya başladı. Babamın durumu daha ilginç. Ben olaylara gereğinden fazla sinirlendiğim zaman olur böyle şeyler felan deyip gülüp geçiyor beni sakinleştirmeye çalışıyor. Babayı mutlu etmenin yolu ondan daha fazla sinirlenmek mi oluyor. Böyle bir baba-oğul ilişkisinde normal bir durum bence.

2. dönemin ardından yazdım mı hatırlamıyorum. 2. dönem de artık klasik işkence haline getirmiş olduğum 12 dersimi aldım ve yine ufak bir kaza ile yaklaşık 3 puancık, 1 dersten kaldım. Yine de 11 ders vermiş olmanın rekortmenliği ile planlarımızı çizdik. Zaten yaz okulunda alacağım dersler 2 sene öncesinden planlanmıştı. Hemen bir hafta sonra yaz okulu ders kaydı tabi ki limit olan 5 ders ile ve bu sefer sonuç güzel. 5 de 5. Ayrıca bunlardan bir tanesi de 6. kez almış olduğum İstatistik. 6. seferde de olsa geçiş güzel CB gibi bir notla. Hoş nasıl olduğu tartışılır ama kurcalamak istemiyorum. İstatistik Hocasına burdan selamlar.

Yazımız da her gün okula gide-gele derslere gire-çıka geçti. Farklı olan şey 2. dönemin bittiği gün spora tekrar dönüşüm oldu. 100 kiloyu devirmiştim sanırım yine. Çok rahatsız oluyordum, aynada kendimi tanımak zor geliyordu, bunca yılı sporla geçirmiş biri olarak böyle bir halde olmanın verdiği üzüntüyü anlatamam. Ama bir seçim yapmam gerekiyordu ve yaptım o hale geldim. Ya kilo alcaktım ya da mezun olamayacaktım. Kiloyu her zaman veririm ama her zaman mezun olamam diyerek, fiziksel yapıyı bir kenara bırakıp sadece ruhsal yapıya odaklandım. Düzensiz uyku, dengesiz beslenme, her gece sabahlara kadar alkol, antep ve şırdan eşliğinde ders çalışma sonucu aynaya bakmaktan vazgeçtim. Okulda çoğu insan benim terorist olduğumu düşünüyordur zaten. Sürekli saç ve sakal kombinasyonu olabildiğince kötü şekilde okula gittiğimden ötürü normaldir. Aynaya bakmak sadece zaman kaybı, motivasyon azaltıcı ve kafa karıştırıcı bir etki doğurduğundan pek uğraşmıyordum. Hatta çirkin olmak çirkin görünmek işime geliyordu. İnsanların bana uzak durmasını sağlıyordum, kız-erkek farketmez. Böylece tek işin, gücün, sohbetin ders haline gelebiliyordu. Hocalar üzerinde de kötü etkisi oluyordu denilemez. Ya da oluyordu diyelim ki ben sadece işime yaradığı tarafla ilgileniyordum. Yani uzun lafın kısası yakışıklı olmanın prim yapmadığı günler yaşıyordum. Ne kadar çirkinsem o kadar iyiyim durumundaydım yaptım ve oldu. Çirkinleştikçe sınavlarım iyi geçti, kilo aldıkça puanlarım yükseldi, asosyalleştikçe okulum bitmeye yaklaştı. Ya ben aynı anda çok iş başaran bir adam değilim ki buna kimse inanmaz  , ya da olay şu imkansızı başarma çalışmaları. Geçen yaz başı okulumun bitmesine 35 dersim varken şu an sadece 2 tane var. Bu yola ilk baş koyduğumda hayatımın her döneminde olduğum gibi alay konusu olmuştum. Ailem, arkadaşlarım, hocalarım vb. “saçmalama, yapma, yapamazsın, güzel espri” gibi tepkiler veriyorlardı. Tabi ben sadece yüzüme söylenenleri biliyorum. Arkamdan daha ağır ithamlar gelmiştir. Babamın okulu bırak artık dalga geçmenin lüzumu yok kendini üzeceksin demeleri. Annemin her zamanki gibi en iyi niyetleriyle yapma oğlum sen de herkes gibi 7 ders al yazık etme kendine boşver sonra bitsin demeleri. Arkadaşlarımın , okulu bırakmadan önce hocalara yeni bir işkence yöntemi mi yoksa demeleri durumu vs.
Yaparsın, başarırsın diyen hiç olmadı mı oldu, beni bu işe teşvik eden birkaç okuldan arkadaşım. Onlar da ne kadar ümitliydi bilmiyorum. Birbirimizi gaza getirdik anca. Beni motive ettiler çok fazla umutları yoktu ama söz konusu ben olunca kendimden korkuyorum bazen. Nasıl günler geçirdiğimi ben biliyorum. Tüm okulun hatta hocalarımın bile alay konusu olan ben. Sabah 8 gece 22 okulda kalan, yarışlara katılmak üzere tasarlanmış arabası kuşlar içinde karavana dönen yine ben. Hepsi bir amaç uğrunaydı. Henüz okulum bitmedi fakat ben başardığımı hissediyorum. Okulu bitirmekten, mezun olmaktan daha büyük bir şey başardığımı düşünüyorum. Bölüm birinciliği, onur öğrenciliğinin felan hikaye olduğunu, esas zorluğun dönemde 12 ders alma cesaretini göstermek ve almakla kalmayıp geçmek olduğunu görmüş oldum. Tabi bırakıyorum muyum hayır. Antalya’da yaptığım hatayı tekrarlamayacağım. Oradan da başarmış olarak döndüm. Başarmışlık duygum o kadar yüksekti ki geri dönmek istemedim. Sonradan baktım sadece duygusal tatmin. Gerçek başarı yarım kalmış. Bu sefer gerçek başarıyı da elde etmeden bırakmak istemiyorum.
Artık bitti de demiyorum. Kalan 2 ders belki çok basit 2 ders olacak ama fark etmiyor. Söz konusu olan bensem, söz konusu olan Ç.Ü. İ.İ.B.F. denilen ortamsa, her an her şey olabilir demektir. Hep söylerim, diplomamı almaya giderken birisi terso yapar, orada bir görevliye, bir memura bir şey olur, bir cam iner bir kapı kırılır ve hikaye orada durur veya biter. O yüzden o kağıt parçasını elime almadan bitti lafını kullanmamaya gayret gösteriyorum. Daha bitmedi, hala okuyorum, hala öğrenciyim. Kısmetse iyi ihtimalle ocak ayı gibi Ç.Ü. İşletme Lisans Programını tamamlamış olacağım. Bu arada bu bitirdiğim 2. üniversitem oluyor. Evet öyle ki Dış Ticaret Önlisans programını tek ders yüzünden 1 sene gecikmeyle tamamlamış bulunmaktayım. 2. başladığım 1. bitti. Yani Ç.Ü. ile 2. üniversite bitecek. Sonrasında ise Dış Ticareti +2 yapıp İktisat okumayı planlıyorum. Neden derseniz uzun hikaye. Böyle bir şansım var kullanmak istiyorum. Biraz inat, biraz garez biraz da ben işte. Zamanında söylemiştim. Ya hiçbir üniversiteyi bitiremeyeceğim ya da birkaç tane bitecek. Dediğimi de yapıyorum sanırım. Yanlış işlere harcadığım zekamı bazı kandırmacalarla ve yönlendirmelerle ders çalışmaya yönelttiğimden beri okul ve ders konusu sıradan bir şey haline geldi. Beynimi kandırmaya devam ettiğim sürece okuyamayacağım bitiremeyeceğim hiçbir ders hiçbir okul yok. Hoş allah vergisi başaramayacağım iş de yok. Sadece beynimi kullanmayı öğrenmeye devam etmem gerekiyor. Kafan var ama kullanamıyorsun, allah bir yerden verip diğer taraftan alıyor işte. Ama elimden geleni kullanıyorum artık. Hatta ders çalışmadığım için sıkılır durumdayım şu sıralar. Oraya gelelim.
Yaz okulu bitti. Bittikten 15 gün sonra felan tüm notlar açıklandı. Sonrasında yıllar sonrasında tahsil konusunda rahatlık hissettim. İlginç duyguydu. 2004 senesinden sonra hayatım karanlık. Ne bir tatil, ne bir mutluluk. Arada bir iki ufak gezi. 2,5 – 3 senedir de yaptığım en uzun yolculuk Mersin. Ara – sıra aile ile yazlık, ara – sıra Punto buluşmaları. İşte hayatım uzun süredir böyle geçiyor. Sadece Adana, sadece okul, sadece geceler, sadece ders ve okul bitirme strateji çalışmaları. Chip Tuning davasıyla para kazanma çalışmaları, hüsranla sonuçlanmalar, zarara girmeler, psikoloji kayıpları. İnternetten para kazanma şansım artık yok, zira zaman ayırmak sermaye koymak gerekli. Okul sağolsun kötü maddi durumlar içerisine düştüm. 5 kuruş kazanmadığım halde sadece okuyabilmek için harcadığım paranın haddi hesabı kalmadı. Kazançlarım sıfıra indikçe harcamalarım artmaya başladı. Mazot, okulda yenen yemek, fotokopi ve kitap paraları beni bitirmeye yetti. Fakirin gerçekten okumaya hakkının olmadığı bir dünyada yaşadığımı anladım. Babam sağolsun maddiyat konusunda hep yanımda durdu. Ben elimden geldiğince uzak durmaya çalıştım. O bu konuda sinirli ama ben rahat. Yapım gereği elden gelen bir şey yok. Yine de sağolsun, ısmarlama mazotlar ve harçlıklarla okuyoruz. Hiç mi kazanmıyorum değil, var 3-5 kuruş ama yaptığım işler kendisini geçindiriyor desem yeridir. Okul sayesinde tüm sektörlerden uzak kaldım çoğu eski müşterimi de kaybettim doğal olarak. Fırsatları ben teptim paralara yüz çevirdim ilişkilerden kaçtım vs. Zira ben de insanım. Okuldan bir koparsam. 2 gün başka bir yere takılırsam hele ki paranın tadını alırsam değil 12 ders gerisini siz düşünün.

Aynı anda 3 derse girmem gerektiği durumlarda bile ne yapıp edip giriyordum derslere. Okulda yatıp okulda kalktım resmen. Dersim olmasa bile ki ihtimali yok okula gidiyordum. Sadece kopmamak, hakim olmak, uzaklaşmamak ve başarmak için. Böyle bir durumda iş veya sosyal hayat düşünemezsiniz. Hayatıma darbe vurduğum farkındayım sadece bir üniversite bitirebilmek için, olsun, zaten çok matah bir hayatın da beni beklemediğini biliyordum. Babamın red ettiğim teklifleri, gitmediğim işler, kazanmadığım paralar. Bunlar olsa mutlu mu olacaktım. Hayır, yine hayır. 2 mutsuzluk arasından seçim yaptım, elde etmek için mutsuz oldum ve sonunda da olacağım. Yapacak bir şey yok. Cihan isen seçim şansın yok.

Uzadıkça uzar. Okul konusuna fazla takılmak istemiyorum altı üstü okul ne de olsa

Hayat konusuna da çok takılmak istemiyorum tanıyan veya sitedeki yazıları okumuşlar bilirler. Beni mutlu edecek en güzel kızın olmaması mutsuz etmeye mutlu olması mutlu etmeye yeter durumdaki bir adamı oynayan ben. Sadece bir tanesi işte, ama en önemlisi de hani.

Yaz okulu bittikten sonra yıllar sonra tatil lafı geçti hayatımda. Babam her zamanki gibi paran hazır hadi git dedi. Evet dedim gitmeliyim, gidiyorum, gideceğim. Ama nereye? Tatil nedir ki? Nasıl yapılır? Amaç nedir? Nereye gidilir? Bu sorulara cevap veremedim. Ne olduğunu unutmuşum. Tanımlayamadım. Uzun süredir hiç tatil yapmadığımı hatta klasik felsefem ve yapım sayesinde ulaşamadığım şeye ihtiyacımın kalmadığını anladım. Elde edemediğim ihtiyaçlarımdan arınırım ben. Bu mutsuzlukta azalmaya yol açar. Tatil de o hale gelmiş. Başaramadım. Zaman var, para var, iş yok, tamamen özgürüm, ama yine de tatile çıkamadım. Bunlara sahip olmadığı için tatile çıkamayanlar okusun fazla tribe girmesinler. Demek ki tüm şartlar olgunlaşsa bile bazen sonuca ulaşılamayabiliyor. Tüm maddi şartlar olgun fakat kafamın içindeki bir şeyler buna da izin vermediler. Zaten tatilde gibiydim. Ders çalışmamak, okula gitmemek, sınava girmemek işte sana tatil. Hayat bu kadar acınası olmuştu benim için gerçekten. Gerçek bir komando olmuşum farkında değilim.

Uzun lafın kısası gidemedik tatile felan. Hayata kaldığı yerden devam ediyoruz. Harcımı yatırdım paşa paşa, krallar gibi ders kaydımı yapacağım ve okuluma başlıyorum tekrar haftaya. Sonra ders çalışmalar sınavlara girmeler. Özledim gerçekten. Boş durmaktansa ders çalışmak kafayı meşgul etmek, bilim insanı olmak çok daha güzel. Geceleri oturuyorum masama ders çalışmak için ama çalışacak bir şey yok. Boşluğa düşüyorum sürekli. Tıpkı istatiksten kaldığımı kabul etmişken geçtiğimi öğrenmem gibi. Olamaz dedim. Bu notlar bu kağıtlar bu hazırlıklar, tekrar çalışmaya tekrar derslere girmeye çok hazırdım. Her şey başıma yıkıldı bir anda. Aptal sevinmen gerek diye zorla sevindirdim kendimi. Bir sorun var farkındayım. Sorun sadece bende mi onu da düşünmek lazım aslında.

Bu kadar yazı yazdım saat sadece 09.35. Çok güzel bir duyguymuş gerçekten  Günü yaşıyorum işte bildiğin. Ben de varım bu hayatta. Sadece gece değil gündüz de nefes alabiliyorum. Sokaklara çıkabilirim insanları görebilirim. Yapacağım da zaten. Güneş ışığının mutluluk etkisinden faydalanmak istiyorum. Uzun süredir sadece gece. Mutsuz olmak için tasarlanmış bana bir de bu etki fazla gelir mi o da tartışılır hani  Olsun bir nebze azalır belki acılar.

Yazımın sonunda önemli bir konuya değinmek istiyorum. Cihan’a çok teşekkür ediyorum, Eski  bir arkadaşla tekrar görüşmemize vesile olduğu için. Özlemişim gerçekten ne yalan söyleyim, hoş yalana da hacet yoktur sanırım. Oturduk, konuştuk, sohbet ettik. Hatta sonra tekrar görüştük. Ve hatta onun için herhangi bir sıkıntı olmaz ise görüşmelerimiz umarım devam eder. Ben gerçekten mutlu oldum. Yani sanırım hissettiklerim mutluluk olarak tanımlanıyor. Onu görmek, iyi olduğunu görebilmek, mutlu olduğunu görebilmek, hatta sohbet edebilmek, beraber gülme krizlerine girebilmek gerçekten çok eğlenceli  Çok uzatmak istemiyorum ama böyle bir arkadaşa sahip olabilmek gerçekten çok güzel. Bu durumdan ötürü kendimi şanslı görmeliyim ve görüyorum. Görüşemediğim bir arkadaşımla tekrar görüşüp konuşmak bana gerçekten huzur verdi. Karışık bir şeyler hissetmedim mi hissettim tabi ki hala da hissediyorum ama gayet normal. Önemli olan başarmak ya da başarmamak bence. Başardığımı düşünüyorum ve o yüzden hislerime hiç takılmıyorum. Uzun zamandır hiç bu kadar cici bir arkadaşla bir araya gelmemiştim, otururken konuşurken ben burada napıyorum sorusunu kendime sormadan vakit geçirmemiştim. Etrafımda uzun zamandır nasıl insanlar olduğunu, kimlerin gelip geçtiğini düşümek istemiyorum gerçekten. Çok da alışmasam iyi olur, birkaç kıza daha haddini bildirmekten kendimi alıkoyamayacağım yoksa. Etraftakileri de unutmamak ve kabul etmek lazım hani. Zaten etmişim de insan gaza geliyor işte bazen. Güzel bir şeyler görünce kötüye sert çıkıştım. E o da normal bence

Sonuç olarak umarım artık her şey daha güzel olur. Eski bir arkadaşımla tekrar görüşebildiğim için tekrar tekrar çok mutluyum. Cihan (T.)’a da tekrar teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum. Hayatımda tanıdığım en yardımsever ve en iyi niyetli insanlardan birisi. Canım dostum, iyi arkadaşım. Tekrar söylüyorum, iyi ki varsınız  Var olduğunuzu bilmek bile insana güçle devam etme duygusu veriyor. Siz mutluysanız ben de mutluyum beni merak etmeyin.

Uzun zaman yazmamanın vermiş olduğu etkiyle uzun bir yazı. İyi de oldu hani. Nerde bu çocuk niye yazmıyor diyenler için geçerli bir açıklama metni oldu. Bu aralar çok değişik hissediyorum kendimi. Erken yattım erken kalktım o yüzden. Aklıma bir şeyler geliyor, içim daralıyor sıkılıyorum kalbim sıkışıyor. Düşündüğüm şeyle ilgili üzülüyorum gözlerim doluyor ama aynı şey için gülüp mutlu olasım geliyor ardından. Umarım iyiye işarettir bunlar. Sevdiğim bir arkadaşımı uzun süre sonra tekrar görmekle ilgisi olduğunun ben de farkındayım ama ne bilim alışık değilim sanırım ondan kaynaklanıyor.

Bu akşam yine bir Punto buluşması yine Mersin. Malum Ramazan ayındayız ve bu sefer iftar buluşması. Arabamızı da yepyeni yaptık güzel olacak inşallah. Mustafa arkadaşımız güzel bir mekan ayarladım dedi bakalım gidince göreceğiz. Bir aksilik olmazsa Cihan’la gidiyoruz buluşmaya. Kendisi deneyimlidir GP buluşmaları konusunda

Ama artık arabayı yıkatmak üzere evden ayrılsam iyi olacak. Güzel bir yazı oldu, güzel bir gün başladı. Herkese sevgi dolu, mutlu günler diliyorum.

Bir de Not: Eski arkadaşlarınızla, eski dostlarınızla, eski sevgililerinizle ya da her neyse, hala değer verdiğinizi düşündüğünüz insanlarla görüşmek için bir şey olmasını beklemeyin. Ben bir bahane yaratamadım, şanslıyım çünkü değer verdiğim kişi gerçekten dünya iyisi ve şanslıyım ki bana bahane yaratabilecek yardım edebilecek, beni düşünecek bir dosta sahibim. Sizin böyle dostlarınız yoksa biraz cesaretli olun ve siz bir şeyler yapın. İnanın hiçbir şey düşündüğünüz gibi olmayacak siz kötüyü düşündüğünüz sürece. Bu sözüm çok işe yaramayacak belki biliyorum ama yine de yazmak durumundayım. 1 kişi bile bu mesajdan etkilenir ve tekrar bir arkadaşıyla konuşursa ben gerçekten çok mutlu olurum.

Sevgilerimle. Cihan.




ankara escort izmir escort antalya escort eskişehir escort escort ankara