Etiket Arşivi: '2019'

His

Aradan çok uzun zaman geçti.

Canım hala ilk günkü gibi yanıyor.

Özlüyorum. Pişmanlık duyuyorum. Suçum yok oysa ki biliyorum. Ama bu duygunun tarifi inanılmaz. İmkansız bir şeyi özlüyorum. İmkansızı kısa süre de olsa olabilir bir şeymiş gibi yaşamayı özlüyorum. Aynaya bakmayı özlüyorum. İnsanların gözlerine bakmayı da tabi. Sonra sonra özgüveni özlüyorum. Yaşamayı, hissetmeyi. Suçluluk duymadan. Kendimi kutlamayı özlüyorum. Aferin bana, aferin sana demeyi. Nasıl da yaptım helal olsun demeyi. Olmuyor. Geçmişi düşünmeden yaşamayı özlüyorum. Yaptığım hataları düşünmemeyi. Başarılarımı hatırlamayı sadece. Olmuyor, sadece başarısızlıkları hatırlıyorum. Canım yanıyor. Dur durak bilmiyor. Anlamsız sesler, anlamsız hisler. Acısı gerçek, ilk günkü gibi. Kalp ağrısı. Onun tarifi yok işte. Bedeli çok ağır bir rahatsızlık. Tedavisi para gerektiren, para kazanmaya engel bir rahatsızlık. Sadece, ufak, küçük, geçici, ucuz çözümlere gücünü yettiren, elden hiçbir şey getirmeyen bir rahatsızlık. Tüm hayatının, vazgeçenlerle, terk edenlerle dolu olduğunu düşündüren bir rahatsızlık. Sevdiklerini gözlerinin içine bakarak senden ayıran, senden vazgeçip seni terk eden kişinin 1 saniye bile aklına gelmediğin bir rahatsızlık. Seni bırakıp gidenler başka ruhlarda teselli bulurken, senin onlar için göz yaşı döktüğün bir rahatsızlık. Sen gidenleri gitmelerinin üstünden yıllar da geçse, gün içinde defalarca, sayısızca kez hatırlarken, gidenin senin var olduğun zamandan çok daha güzel bir yaşama sahip olmasını bilmek, başka bir tarifsiz duygu. Aşk acısı, özlem, yalnızlık, terk edilmişlik, başarısızlık vs. insani duygular evet, olsun bunlarla da yaşayıp hayatıma devam ederim dediğin anda, hayatına devam edemediğini fark ettiğin o an. Para kazanamadığını, kariyer yapamadığını gördüğün o an daha çok netleşiyor hayatın. İşte tam da o anda anlıyorsun bunun o kadar da basit bir problem olmadığını. Çocukluğundan beri aklından çıkmayan intihar arzusunu aklına getirdikçe anlıyorsun ölümcül bir hastalığa sahip olduğunu. Ölmeden önce birini öldürmenin nasıl bir korku getirdiğini ancak vicdanlı bir hastaysan anlıyorsun. İnsanların yazılarında, şiirlerinde anlattığı yalnızlığın bile, seninkinin yanında eğlenceli kaldığını görüyorsun. Anlıyorsun, tekrar ve tekrar.

Şimdi şükür et diyorsun kendine. Yaşadığın için ve özlediğinin yaşadığı için. Onu hiç aldatmadığın için ve aldatılmadığın için. Sağlık diliyorsun, huzur. Kendine dilemeye dilin varmıyor artık utancından, en azından ona diliyorsun.

Bitmediğine üzülüyorsun, geçmediğine. 33 yılın bittiğine, 2019 un son günlerine girdiğine ve 2020 de seni güzel bir şeylerin beklemiyor olma ihtimaline.

Düz bir yoldasın aracınla ilerliyorsun, ilerlemenin tek sebebi lastiklerin hala dönebiliyor oluşu.

Hepsi bu…

 

Eski Yeni Yıl

BPD varsa içinizde bir yerlerde, tarih sadece tekerrür eder ve siz hep edecek diye korkarsınız. Etmesin diye uğraşır önlem alırsınız ama gerçeklerden kaçamazsınız.

İlk yalnız girdiğim yeni yılı hatırlıyorum. 18 yaşındaydım. Üniversite okumaya Antalya’ya gitmiştim ve saçma sapan bir otel odasında yalnızdım. Her liseli gencin hayalini yaşıyordum belki ama çok yanlış yaşıyordum. Böyle olmamalıydı. Sene 2004 dü. 2004 ‘ ün bitişi 2005’e girişti. Bugüne bakalım. 2018’in bitişi, 2019’a giriş. Yaşım 18 di o zamanlar, şimdi 32. Ne değişti? Aslında hiçbir şey. Vücudum ve beynim çok kötü durumda ve düzelmeyecek hasarlar aldım. Hem fiziksel hem de ruhsal. Daha iyi diyebileceğim ne var bilmiyorum.

İşe gireyim, işim olsun, maaşım olsun diyordum. Biraz geç kalarak da olsa (baya geç kalarak) hak ettiğim bir işe girdim. Hak ettiğimden az bir maaşla, başarılı olabileceğimin garantisinin olmadığı bir iş. Fakat değişen bir şey yok. Onlarca insan etrafımda. Yakışıklı olduğum söyleniyor. İşim maaşım var, henüz alamamış olsam da. Bir statüm var. Kilo verdim. 31 Ocak akşamı saçım fönlü, sakalım düzgün, üzerimde iyi bir gömlek ve güzel kokuyorum. Tüm bunları bir araya topladığımda olan sadece, annemin ve babamın yanına gidip her akşam yediğimiz gibi sıradan bir yemek, ardından 1 bardak çay. Tabi sizin için bunlar şükür sebebi değil mi? Fakirlik, yokluk raconu activated. Ardından onları akrabalarına uğurladım ve sokağa çıktım. Bir süre bekledim. Sağa sola ping attım, geri dönüş olur mu diye. Olmadı tabi ki olmayacaktı. Ben gururu ağır basan biri olduğumdan kendimi zorla da davet ettirecek değilim. Birkaç içki aldım, ki zaten vardı içkim. Eve gittim. Behzat Ç. gibi üzerimi değişmeden oturdum koltuğa TV ‘ nin karşısına. Ama açmadım TV yi. Kapalı TV yi seyrettim uzun süre. Müzik dinledim. Sadece 1 bira ve 1 kadeh şarap içebildim ve sızdım. Bi ara havai fişek seslerine uyanır gibi oldum. Sanırım saat 12 olmuştu o sıra. Sonra 2-3 gibi üzerimi değiştim ve yerime yattım. Kendi kendime de baya konuştum diye hatırlıyorum, yalan olmasın.

İşte böyle geçti gecem. Sonra şimdi niye mutsuzsun. Gerçi onurumdan ödün verip kalabalık içinde de girmeyi seçebilirdim. Tabi ki yapmadım. Hiçbir zaman yalnız kalmayanların dediği gibi, Onurlu bir yalnızlık, sahte bir birliktelikten iyiydi. Kimisi sadece söyler, kimisi gerçekten yaşar, susar. Sonra sabah oldu, evi süpürmeyi erteliyordum ya hep, biraz süpürdüm. Sonra kendimi insan gibi hissedebilmek için annem yerine dışarda bir yerlere gittim kahvaltı yapmaya. Brunch yapan mutlu çiftlerin arasında tek başıma oturup omletimi yedim. Sonra elime ancak 1 ocakta geçebilen hediyeleri götürüp annemlere verdim. Sonra da burdayım. Yüzüm gülmedi, dün de gülmedi, karşılığında bugün de. Ama en azından bir şeyi başardım. Bir şekilde kendimi ikna edip, Sahil Park mıydı neydi oraya gitmedim. Bu sefer zinciri kırdım sanırım. Kimin yanında yeni yıla girdiğini bilmediğim biri için üzülmedim. Sadece öfkem var, o da hakkımdır. Saf ve temiz duyguların aslında sadece yalan olduğunu, gerçeğin eğlence, şatafat, sahte kahkahalar, pahalı parfümler ve kıyafetler, lüks mekanlar, büyük eğlenceler olduğunu anladım.

Saf ve temiz duygularımı tek başıma yaşayıp, daha da kirlenmelerini istemedim. Çünkü duygularım saf ve temiz, ama düşüncelerim olmayacaktı…

32 yaşındasın. Sağlıklısın (Bedenen) . İmrenen çok. İyi bir işin var artık. Yakında paran da olacak. Etrafında 1000 kişi. Var mı anlamı? Bilmiyorum. Varsa da dünüm değişecek mi? Ya da bugünüm? Ya da onca yaşadıklarım ve yaşayamadıklarım. Geçmişimde yaşadıklarımdan ders almak istiyorum, aynılarını tekrar etmek değil. Fakat ne ders alırsam alayım, değişmeyecek şeyleri görüyorum. Belki bir gün ben de diğer acizler gibi sırf yalnız kalmamak için bir şeyler yaparım. 32 sene iyi dayandım. Yalnızlık korkuları yüzünden evlenip çocuk yapmış insanların şikayetlerini dinleyerek bir hayat geçirdim. Geçirmeye de devam ediyorum.

Karışık bilmiyorum. Bildiğim şeyler de var, biliyorum.




Culha.NET