Uzun zaman yazamamak…

Küçük bir ara, küçük bir zaman, tembellikten bir an sıyrılmak ve bir şeyler karalamak.

Artık yazamıyorum, farkındayım. Yeteneğime bir şey mi oldu? Yok sanmam. Sadece hayatımı idame ettirmeme yaramayan yeteneklerimi rafa kaldırdım. İnsanlık para etmediğinden robotlaştım. Robot yeteneklerimle birkaç birim para kazanıp faturalarımı ödüyorum. Yazmadıklarım yanıma kâr, yanıma zarar…

Okunmayacak yazılar yazmanın hayat boyu faydasını görmemekle birlikte, yazmaya devam ediyor oluşumun mantıksızlığı arasında yazarken, düşünmek istemiyor, sadece yazmak istiyorum. Yazacak çok şeyim var, yazmak istediğim çok şey var, ama sonuca bakalım ki, yazamıyorum, sadece yazıyorum.

Kazandıklarım ve kaybettiklerim geliyor aklıma. Kazançlarımıza kazanç diyorlar da, kaybettiklerimize kayıp dememize izin yok. Tecrübe imiş onlar. Hep iyi yanından bakmak nasıl bir duygu hiç bilemedim ben. Ne tecrübeymiş. Hayat bu kadar tecrübe için fazlasıyla kısa değil mi? Nerede kullanacağız bu kadar tecrübeyi? Tecrübe isteyen kim? Sadece yaşamaktı amaç, mutluluk hissederek, çok muydu? Mutsuzlukla geçen yılların tecrübesinin kime faydası ne? En güzel dönemlerin araya gitmesinin kime faydası var. Aradığın mutluluğa kavuştuğunda çok geç olmayacak mı? Ya fazla zamanın yoksa, ya ölüm sandığından daha yakınsa? Ya da ölüme benzeyen bedensel yoksunluk? Olmayan ruhla yaşayan bedenin son arzusu, dünyevi zevklerdi, olmadı, olamadı.

Bu küpün içinden çıkmak artık emelim, bu çemberi yarmak. Madem böyle mutsuzum, bir de öyle mutsuz olayım. Kısır döngüden çıkmak zorundayım. Komik teklifler yerini ciddiye bıraktığında, geç kalınmış hayat hikayesine başlayacağım. Son 1 seneyi bir ben bilirim, son 2 seneyi de, son 3-4-5… Yalanlarla geçen yıllar. İnsanların yalanlarını dinleyerek geçen yıllar. Bunun için doğmadık, bunun için gelmiyoruz dünyaya. Fazla zaman yok, belki ölmeyeceğiz ama her an sürünebiliriz. Ölmekten korkmuyor da insan, ayaklarının tutmamasından, gözlerinin görmemesinden ve aklınıza gelen ilk uzuvların çalışmamasından korkuyor.

34 üm. 24 ken de böyleydi. Geçen yılların tazminatını kim verecek?

İmza, CEO görünümlü Jr.

Nasıl dayandığımı hatırlamıyorum

Aynı şeyi daha önce defalarca yaşamış olmama rağmen, her seferinde ilkmiş gibi acıtması  bana bir şeyler mi anlatmaya çalışıyor emin değilim. Sanırım çıkmamış savaşa önceden hazırlanmamam gerektiğini söylüyor. Henüz yaşanmamış bir acıya hazırlanmanın mantıksız olduğunu, günündeki mutluluğunu öldüreceğini, olma ihtimali olmayan acıyı gerçeğe dönüştüreceğini anlatıyor. Sen bir acıya istediğin kadar hazırlan, istediğin kadar önlem al, o an geldiğinde yapabileceğin hiçbir şey olmuyor. Maddi hazırlıklarını yapabilirsin, ama artık anlıyorum ki manevi hazırlık diye bir şey yok.

Şimdi yine acıyor tarifi olmayan şekilde. Hata yapmak üzereyim. Hiç alkol almasan da, hiç şeker de yemesen, bu şey kanına karışmaya başladığı anda, neyi ne kadar doğru yaptığının hiçbir anlamı kalmıyor. Dünyanın en sağlıklı adamı da olsan fiziksel olarak, bir anda hastasın ve tanımı bile yok.

Geçmişte yaşadıklarımı düşünürdüm eskiden ama şimdi bakınca son 3 yıldır belki 4 oluyordur emin değilim değişmeyen gerçekliği görüyorum. Tekrar hasta olmanın tek bir şartı vardır o da düzelmek. Benim düzelişlerim hep kandırmacaymış. Bir insana tutunmacaymış. Sahte ümitlermiş. Kandırmışım hep kendimi ve karşımdakinin de beni kandırmasına izin vermişim. Sonuçlarını yaşıyorum yıllardır. Tek başına var olamayan bir adamın sonunda geleceği nokta asla değişmiyor.

2 yol var. Ya tekrar yalanlara bulaşıp dünyanın ..na koyacaksın. Ya da doğruları kabul edip ..tirip gideceksin.

Araya giden koca bir hayatı ne kaldırmak, ne de kabul edebilmek ne mümkün. Yalnız kalamadığın için seni hasta eden insanlara mahkum olmanın tanımı yok. 33 yaşında bir adam olarak anasının babasının evinin arka odasında her akşam Youtube izlemekten öteye geçememenin tanımı yok. Sırf utandığı için kimseyle konuşamamanın, en yakın arkadaşlarına bile anlatamamanın, taklit yapmanın, role girmenin, -mış gibi yapmanın ağırlığını taşımak zor. Böyle olmamalıydı. Bu değildi. Buna hazırlanmamıştım. Tüm cephanemi kendi üzerime boşaltasım var, lakin aç kalıp cephaneyi yemek zorunda kalırım diye korkuyorum.

Olmamalıydı, oldu. Buna hazırlanmamıştım. Olmasından daha kötü olansa, olmaya devam ediyor. Etmese iyi ama, ediyor. Bitmiyor. Durmuyor. Durduramıyorum.

His

Aradan çok uzun zaman geçti.

Canım hala ilk günkü gibi yanıyor.

Özlüyorum. Pişmanlık duyuyorum. Suçum yok oysa ki biliyorum. Ama bu duygunun tarifi inanılmaz. İmkansız bir şeyi özlüyorum. İmkansızı kısa süre de olsa olabilir bir şeymiş gibi yaşamayı özlüyorum. Aynaya bakmayı özlüyorum. İnsanların gözlerine bakmayı da tabi. Sonra sonra özgüveni özlüyorum. Yaşamayı, hissetmeyi. Suçluluk duymadan. Kendimi kutlamayı özlüyorum. Aferin bana, aferin sana demeyi. Nasıl da yaptım helal olsun demeyi. Olmuyor. Geçmişi düşünmeden yaşamayı özlüyorum. Yaptığım hataları düşünmemeyi. Başarılarımı hatırlamayı sadece. Olmuyor, sadece başarısızlıkları hatırlıyorum. Canım yanıyor. Dur durak bilmiyor. Anlamsız sesler, anlamsız hisler. Acısı gerçek, ilk günkü gibi. Kalp ağrısı. Onun tarifi yok işte. Bedeli çok ağır bir rahatsızlık. Tedavisi para gerektiren, para kazanmaya engel bir rahatsızlık. Sadece, ufak, küçük, geçici, ucuz çözümlere gücünü yettiren, elden hiçbir şey getirmeyen bir rahatsızlık. Tüm hayatının, vazgeçenlerle, terk edenlerle dolu olduğunu düşündüren bir rahatsızlık. Sevdiklerini gözlerinin içine bakarak senden ayıran, senden vazgeçip seni terk eden kişinin 1 saniye bile aklına gelmediğin bir rahatsızlık. Seni bırakıp gidenler başka ruhlarda teselli bulurken, senin onlar için göz yaşı döktüğün bir rahatsızlık. Sen gidenleri gitmelerinin üstünden yıllar da geçse, gün içinde defalarca, sayısızca kez hatırlarken, gidenin senin var olduğun zamandan çok daha güzel bir yaşama sahip olmasını bilmek, başka bir tarifsiz duygu. Aşk acısı, özlem, yalnızlık, terk edilmişlik, başarısızlık vs. insani duygular evet, olsun bunlarla da yaşayıp hayatıma devam ederim dediğin anda, hayatına devam edemediğini fark ettiğin o an. Para kazanamadığını, kariyer yapamadığını gördüğün o an daha çok netleşiyor hayatın. İşte tam da o anda anlıyorsun bunun o kadar da basit bir problem olmadığını. Çocukluğundan beri aklından çıkmayan intihar arzusunu aklına getirdikçe anlıyorsun ölümcül bir hastalığa sahip olduğunu. Ölmeden önce birini öldürmenin nasıl bir korku getirdiğini ancak vicdanlı bir hastaysan anlıyorsun. İnsanların yazılarında, şiirlerinde anlattığı yalnızlığın bile, seninkinin yanında eğlenceli kaldığını görüyorsun. Anlıyorsun, tekrar ve tekrar.

Şimdi şükür et diyorsun kendine. Yaşadığın için ve özlediğinin yaşadığı için. Onu hiç aldatmadığın için ve aldatılmadığın için. Sağlık diliyorsun, huzur. Kendine dilemeye dilin varmıyor artık utancından, en azından ona diliyorsun.

Bitmediğine üzülüyorsun, geçmediğine. 33 yılın bittiğine, 2019 un son günlerine girdiğine ve 2020 de seni güzel bir şeylerin beklemiyor olma ihtimaline.

Düz bir yoldasın aracınla ilerliyorsun, ilerlemenin tek sebebi lastiklerin hala dönebiliyor oluşu.

Hepsi bu…

 

Sonraki sayfa »