Tarih: 18 Mayıs 2013 Saat: 14:05

Özlem

Yayınlanma 26 Ocak 2009

Yine duygular dolanıyordu ortalıkta. Karışıyordum sanki yeniden. Ne hissedeceğimi bilmiyordum. Biliyordum belki de fakat korkuyordum. Ya da hissetmeye hakkım yoktu yine. Neden diğer insanlar gibi olamıyordum. Neden ben de küçülemiyordum. Küçülmek neden sadece fanteziydi…

Yoğun bir dönem geçirmiştim. Dersler, sınavlar, hocalar, stresler, bitmeyen kavgalar, değişmeyen kabuslar, başlamayan günler, bitmeyen geceler ve yine o üzgün sabahlar… Geç kalınmış bir hayatı hızlandırılmış ve bol acılı şekilde yaşamaktan başka çarem yoktu. Elimden geleni yapıyordum. Evet elimden gelenin en iyisi buydu malum veya malum olmayan nedenlerden ötürü. Yapabileceklerimin, yeteneklerimin izin verdiğinin belki de onda biriydi bu fakat diğer insanların hayrete düşmeleri için yeterli oluyordu. Benim içinse bile sadece stok bir Cihan’dan ibaretti. Hiçbir modifiyemi kullanamıyordum bile.

Yoğun dönemden kurtulmuştum. Çünkü o yoğun dönem bitip daha yoğun bir dönem başlamıştı. O en yoğun dönem esnasında zorlanırken ve acırken bi yerlerim daha da korktuğum başka bir şey vardı. Ya bu zorluk bittiğinde ne olacaktı. Bir anda ve çok hızlıca düşülen boşluk beni bekleyecekti. Peki ben o boşlukta ne yapacaktım. Önce saçmalayacaktım, sonra kendimden geçecektim, farkında olmadan kendimi sinirlendirecek ve istemediğim yerlerde uyanacaktım. En sonunda da buraya gelip bunları yazacaktım. Hepsini önceden bilmek daha yaşamadan acı vermeye yetecekti yine. Öyle oldu. Şu an buradayım ve yazıyorum. Ama en kötüsü bu değil.

En kötüsü özlem… Tekrar özlemiştim. Resmine bakmıştım. Hayal kurmuştum birkaç saniyelik. Nerdedir napar demiştim. Neden dedim… Çok tehlikeliydi bu, hayrı alamet değildi. Msn penceresine bir kaç satır bir şeyler yazmıştım, nasıl olsa her yazdığımdan sonra iletilemedi diyordu. Ama ben yazmış gibi rahatlıyordum. Yalan da olsa, şaka da olsa yazıyordum bir şekilde. Senle konuşamıyordum ama bunu hayal etmek veya simulasyon gibi uygulamak da güzeldi. Bir nebze olsun rahatlatıyordu bazen. Ya da her zamanki gibi kendimi kandırıyordum yine.

Sonra girdim yine buraya. Dedim ki kendime, bir çılgınlık yapacaksın biliyorum. Bir de bunu dene belki yarar işe. İşte yazıyorum ben de, kimseye değil kendime. Duygularımı parmaklarımda yoğunlaştırıp vuruyorum tuşlara. Yazarken de okuyorum bir yandan. Hızlı mı okuyorum yavaş mı yazıyorum orada bir yerde tıkanıyorum hep. Ufak bir ümit oluyor bazen insanın içinde, bazen de korku. Okur musun gibilerinden. Okuma. Sana yazıldığını düşünürsen kesinlikle okuma. Zor bir istek biliyorum. Ama kimse başaramazsa bunu sen başarırsın biliyorum. Belki de seni bu yüzden seviyorum.

Ben satırlar arasında kaybolurken, içki kadehte can çekişip bana bakarken, önümde taşıdığım ağırlık beni rahatsız ederken, yazının bitme vaktinin geldiğini anlıyorum. Hissedemiyorum ve yoğunlaşamıyorum. Çünkü beynimde kavga çıkıyor. Ve ilginçtir senin tarafında olmayan hücreler baskın bugün. Demek ki hala gerginim, hala stresliyim, hala problemim var. Bu da iyiye işaret. Ya iyi olsaydım. İşte o zaman ne yazardım bir ben biliyorum bir de 3 harfli…

Bu yazıları her yazdığımda biraz daha uzaklaştığını hissediyorum. Ben buna seviniyorum ve üzülüyorum. Ben buna üzülüyorum ve seviniyorum. Ben buna üzeniyorum.

Etiketler: ,

0 Yorum “Özlem” için;


  • Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap