Tarih: 17 Kasım 2018 Saat: 14:37

Kitap

Yaz yaz yaz. Yaz da yaz.

Bana kimse yaz dememişti ben yazmaya karar verdiğimde. Çok küçüktüm. İlkokul yıllarında başladım yazmaya. Ortaokulda yazılarda bir farklılık olduğu ortaya çıktı. Olmak istemediğim bir adam gibi yazdığımı farkettim. Daha gençtim, küçüktüm, ergendim vs. Çok da üzerine gitmedim. Lisede tavan yaptı yazılarım. Her yazdığım alkış aldı. Okul dergisinde yayınlanacak hale geldi yazım. Yazı çok beğenildi, beğenildi de, kimse hiçbir şey anlamadı, keşfetmedi. Bu genç hastaydı. Berbat bir hayatı, saçma sapan bir geleceği olacaktı. Ben şüphe ettim, bana vesvese yapıyorsun dediler. Sonuçta okullar okuyacaktım, sınavlar kazanacaktım, ders çalışacaktım ve başaracaktım değil mi? Bunlar yetecekti. Ha yetti yetti, harbiden yetti.

Şimdilerde yaş 32. Balta ve sap teorisi devam ediyor. İş görüşmeleri, iş yapma çabaları, hayal kırıklıkları, yalnızlıklar, terbiyesizlikler, haksızlıklar devam ediyor. Oturmuş bir köşede yalnız başına, arkadaşlarımın çocuklarını büyütmelerini izliyorum. Acı çektiğimi, her şeyin bombok olduğunu gören sevenlerim de sadece yazmamı söylüyorlar. Yazar olabilirim. Evet biliyorum, zaten olabilirdim. 10 yaşından beri başarılı bir yazar olabilirdim biliyorum, ama hayalim bu değildi ki benim. Çünkü ben sadece acıları yazıyorum. Çektiğim acıları. Buna sevinmeli miyim? Hayatımı bunun üzerine mi kurmalıyım? Bu acılar elbet biter, bitecek diyip durdum yıllarca. Ama şimdi anladım. Bitmeyecek. Bazı insanlar dünyaya gerçekten acı çekmeye geliyorlar. Kimisi kundakta bebekken acı çekip ölüyor. Kimisi hapiste, kimi savaşta, kimisi hastane koridorlarında. Kimisi kendi bedenine mahkum kimi de beynine. Mutlu olmak diye bir şey yok belki, mutluluğu aramak da büyük yanlış. Ama bildiğim bir şey var ki o da mutluluğu hissetmek. Hissetmek diye bir şey gerçekten var. Mutluluğu da, acıyı da. Öyle garip ki, hislerinde arıza olduğunda keşke hiçbir şey hissetmesen. Zira mutluluğu hissetmemeye katlanılır da, acıyı olduğundan fazla hissetmeye katlanmak çok zor. Ne demişti vakti zamanında doktor;

“-Biz hastalıkları kişinin sosyal hayatını etkilemediği müddetçe tedavi etmeyiz.”

Sosyal hayat mı kaldı doktor, yaşanamamış bir hayattan bahsediyoruz. Komik videolar izlemek zorunda yaşanan bir hayat. Sürekli gülmek için sebep aramak ne kadar zor biliyor musun. Bir süre sonra gülemiyorsun ama yine de izliyorsun. Mecbursun, cehennem ateşi ayaklarının altında. Ya yanışını izlersin, ya da komik bir şeyler…

Ümidim kalmadı artık pek, kaldıysa da ya da, yazacağım. Berbat bir kitap olacağını hissediyorum. Muhtemelen pek satılmayacak, alan da kaldırıp atacak okumayacak. Adam ruh hastası mıdır nedir deyip ikinci kitabı almaya da bilirler. Belki de yanlış düşünüyorum zira sağlıklı görünen insanlar yazılarımı beğeniyorlar. Onların söyleyemediklerini söylediğim için beğeniyorlar aslında mesele kolay. Ben insanların yüzleşmekten korktuklarını yaşadığım için beğeniyorlar. Yine de bu kadar acıyı çekmek istemezdim. Çok ömrüm kaldığını düşünmüyorum. Genç öleceğim için de şanslı olduğumu düşünüyorum aslında. Yine de garip, ben yaşayamadığımdan çok başaramadığıma üzülüyorum. Madem acı çekmekten kurtulamıyorum, peki iyice reklam edeyim kendimi, bir kitap yazayım. Gerçi daha ne kadar reklam edeceğim ki. Etrafımdaki toplum sayemde bilmedikleri bir hastalığı tanıdı. Devletin hastanesinde yatmış bir adam olarak geriye hangi reklam kaldı ki…

Borderline hastası olmak gerçekten bir ayrıcalık. Hele ki erkek borderline olmak, Türkiye’de olmak, 2018 de olmak, toplumun DİN ile yönetildiği bir devirde olmak, bambaşka… “Yalnızlık” hakkında konuşan insanlara acıyorum, acıyorum ve imreniyorum. Bu tarihlerde bu ülkede erkek borderline olarak 32 yaşındayım. Ben ne yaptım?

Kitabı yazmaya başladım, yazmaya çalışıyorum. Karma karışık, karman çorman. Bitirebilir miyim bilmiyorum. Biterse basılır mı bilmiyorum. Ömrüm yeter mi onu da bilmiyorum. Ama saçmalık şu ki, kitabı yazmayı beceremediğim için geldim buraya yazıyorum. Çünkü burada gerçekten satış kaygısı yok. Burada yaptığın beceriksizlikleri kaleme almanın hiçbir kusuru yok. Burası başlı başına bir kusur zaten…

Etiketler:

0 Yorum “Kitap” için;


  • Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap